Tipik bir GAPS ailesinin hikayesi..

Eşi Bernard’ın, kızı Harriet’in, oğlu Andrew’in ve de kendi iyileşmesini Anne anlatıyor.
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012


Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar:
PANDAS, DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu), ODD, otizm, bipolar bozukluk, kronik yorgunluk sendromu, lupus, egzema, sindirim problemleri,
depresyon, gelişme geriliği, astım, saman nezlesi, aşı hasarı, gıda intoleransları, saç dökülmesi


GAPS Diyeti öncesi hayatımız giderek zorlaşıyordu. 3,5 yaşındaki kızımız Harriet’in DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) hastalığı olduğuna inanıyordum (çocuk doktoru, 7 yaşın altındaki çocuklara teşhis koymuyordu). Kızımın davranışları şöyleydi: her gün saatlerce bağırıp çığlık atmak, etrafa tekmeler atıp vurmak, tüm vücudunu sürekli duvara çarparak çığlık atmak. Harriet sürekli zıplıyor, koşuyordu ve uzun süre konsantrasyon gerektiren hiçbir aktiviteyi yapamıyordu veya sessizce duramıyor veya oturamıyordu. İmpulsifti ve etraftaki tehlikeli her şeye atılan korkusuz bir çocuktu. Sürekli, engellenene dek yükseklerden atlayıp dizlerinin üzerine düşüyordu. Ayrıca teşhis edildiğine göre ODD’si vardı. Ondan istenen her şeye karşı, yüksek sesle bağırarak cevap veriyor ve “asla, istediğini hiçbir şekilde yapmayacağım!” diyordu. Ayrıca PANDAS (streptococcus bakterisinin yol açtığı bir psikiyatrik durum) hastalığı vardı. Sıklıkla boğazı ağrırdı ve o zamanlarda kontrol edilemeyecek şekilde çığlık atar ve her zamankinden daha vahşi olup şiddete yönelirdi; kendini odanın etrafında bir yerden bir yere atardı. Bu bazen tüm gün sürerdi. Ayrıca her gün süren güçten düşüren mide ağrıları olurdu; egzeması, gıda intoleransları vardı ve ayaklarının ucuna basarak yürürdü. Doğası dışa dönük bir çocuktu ama eve gitmek için arkadaşlarına bağırıp sonra evde misafirler geldiğinde odasından çıkmazdı. 


​Düşük-alerjik ve tamamen katkı maddesiz diyeti denedik. Harriet önce çok güçlü bir gelişme kaydetti ancak bir yıl bu şekilde yedikten sonra davranışlarının çoğu kötüleşti. Sonradan neden olduğunu anladım: Diyette çok fazla rafine karbonhidrat ve patates vardı; çoğu detoks gıdası da diyetten çıkarılmıştı. Ona bakmaksa neredeyse imkansızdı; banyo yaptırmamızı veya altını değiştirmemizi engellemek için şiddet gösterirdi. Onu dışarıya; hatta evimizin karşısındaki oyun bahçesine bile çıkaramıyorduk; çünkü kaçınılmaz olarak, eve dönerken öyle bir bağırıp tekmeleyecekti ki eve dönüş bir endişeye dönüşecekti. Kendim için de şunu fark etmeye başlamıştım: Otizm belirtilerim vardı; ancak belirtiler çok açık olmadığı için bunlar, yetişkinlik hayatım boyunca çoğu kez sosyal olarak beceriksiz olduğumu düşünmeme neden oldu.


Ayrıca, hayatımdaki en küçük olaylara bile aşırı duygusal tepkiler vermekten dolayı da çok acı çekmiştim. Öfke ve duygusal acılarım o kadar yoğun olurdu ki, kendimi batağa saplanmış hissederdim. Böyle zamanlarda, duygularımı yatıştırmak için beynimin mantıksal çıkarım yapan kısmına erişemezdim. Bu, PANDAS hastalığıyla ilgili okuduklarıma benziyordu; muhtemelen benim psikiyatrik durumumu kızım da yaşıyordu. Duygularım bu kadar kontrol dışıyken kendimi kontrol edebilmem çok güçtü. Şiddete başvurmaktan korkardım. Harriet ile bir yıl aynı düşük-alerjik diyeti uyguladım ve alkol için aşırı bir arzu duyuyordum ve bu çok sık ve neredeyse kontrol edilemez bir hal almıştı. Oysa iki yıldır alkolü kesmiştim. Bunun; diyetimdeki işlenmiş karbonhidratların, vücudumda alkol üretimi yapmasından kaynaklandığını fark ettim. Ayrıca geçmişimde şu rahatsızlıkları yaşadım: 15 yıldır süren ishal ve oğlumun doğumundan sonra beş ay süren kabızlık/ishal, kronik yorgunluk sendromu, astım, saman nezlesi, gıda intoleransları, saç dökülmesi.


 ​Eşim Bernard da bizimle bir yıl düşük-alerji ve katkısız yiyecek diyeti yaptı. O dönemde depresyonu o kadar kötüleşti ki, ancak yarı-zamanlı bir işte çalışabiliyordu. Bu, finansal güçlük yaşamamıza neden oldu. Birkaç yıldır vejetaryendi ancak hala B12 vitamini enjeksiyonları gerekecek kadar B12 vitamini eksikliği vardı. Ayrıca saman nezlesi ve mevsimsel astımı vardı. Bernard’ın bağışıklık sistemi bu diyetle kötüleşmişti (tüm ailede olduğu gibi) ve çok ağır bir grip ve soğuk algınlığına yakalandı. Bernard’ın diğer problemleri; sisli zihin ve işlerini organize edememekti. ​6 aylık bebeğim Andrew iyi görünüyordu, sadece bir aydır kilo almamıştı ve doğduğundan beri sulu dışkısı vardı. Ayrıca, 4 aylıkken olduğu rutin aşılarından sonra yeni kendine gelebilmişti. Bunların hemen ardından, Harriet gibi olmuştu: aşırı heyecanlı, aşırı gürültülü ve hiperaktif. Bu çok radikal bir kişilik değişimiydi ve DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) geliştirmesinden endişelendim. 


Sonra 2,5 yıl önce, bir arkadaşım Dr. Natasha’nın kitabını ödünç verdi. Hayatımın en heyecanlı kitap okumalarından biri olmuştu çünkü kitap sanki bizim için yazılmış gibiydi; biz tipik GAPS insanlarıydık. Harriet’ın bebekken sıkça yaşadığı kulak enfeksiyonlarının (hepsi antibiyotikle tedavi edildi) ve bağışıklık sisteminin durumunun; muhtemelen DEHB’siyle ve diğer problemleriyle ilişkili olduğu açıktı. Onu 15 ay emzirmiştim, ancak sıkça Candida enfeksiyonlarım oluyordu. Muhtemelen sütümle ona geçmişti. ​Harriet’i Tam GAPS Diyetine başlattım; ancak kısa zamanda gastro virüsü kaptı ve GAPS Giriş Diyetine geçtik. Diyette birkaç haftadan sonra karın ağrıları azaldı ve birkaç ay sonra tamamen kayboldu. İlk ay içinde egzeması geçti. Diyetteki ikinci ayında Harriet’in hiperaktivitesi birden azaldı ve artık hiperaktivitesi tamamen geçti. Ayrıca, geçmesi güç oldu ama ondan isteklerimize verdiği şiddetli negatif tepkileri de geçti; karamelize soğan, fırınlanmış kök sebzeler gibi çok tatlı yiyeceklerden çok fazla yediğinde ise bu huyları geri dönüyordu. Bu gıdaları azalttığımızda, bu huylarının azalması birkaç hafta sürüyordu. Artık boğaz hastalıkları ve kulak enfeksiyonları çok nadir. Son zamanlarda, ayak uçlarında yürümek yerine, ayaklarının üzerine basarak yürümeye başladı! Bu değişim, pancar kvass içeceğini diyetine tanıttıktan sonra oldu. Bu tanıtma, eski günlerine benzer biçimde, duygusal öfke nöbetleri şekilde ağır die-off (yavaş ölüm) reaksiyonlarını başlattı. Bunun bir detoks ve die-off reaksiyonu olduğunu anladık; bu yüzden detoks banyolarına ve pancar kvass içeceğine devam ettik ve birkaç ay sonra ise normal yürüdüğünü fark ettik. Probiyotikleri ve probiyotik gıdaları fazla artırdığımız veya Harriet kimyasallara (örn. dairemiz yenilendiğinde) maruz kaldığı zamanlarda; şiddet ve çığlık nöbetleri geri geliyordu.


Bu dönemlerde detoks banyoları ve Harriet’ın yorgun kalmamasını sağlamak yardımcı oluyordu. Ancak bu tür davranışları, asla GAPS Diyeti öncesindeki gibi aşırı olmadı ve buna çok minnettardık. Harriet artık derslerini çok iyi yapıyor ve uzun süre konsantre olabiliyor. Çeşitli nedenlerden ötürü Harriet’a evde eğitim verdiriyoruz. Son zamanlarda olan bir gelişme de, Harriet’ın dinleme kabiliyetinin çok ilerlemesi. GAPS Diyetinden önce, hiçbir taktik (tehdit, ödül veya disiplinsel önlem), Harriet’ın davranışlarında işe yaramıyordu. Kendini kontrol edememesinin, tüm ebeveyn çabalarının boşa çıkmasının nedeni olduğuna inanıyorum. Bu artık değişti; davranışları değişebiliyor. Harriet hala bazen impulsif olabiliyor. Ayrıca hala süren kısa-süreli hafıza problemi var; örneğin yediklerini çiğnemeyi unutması gibi. Harriet yediklerini hiç çiğnemez ve hemen yutardı. Ama artık birkaç hatırlatıcıyla çiğniyor. Bu alanlarda çok gelişme kaydetti ama hala biraz yolumuz var. Bu diyet ve Harriet’in kaydettiği ilerlemeler için minnettarım. Diğer problemli alanlarının da gelişeceğini umuyorum. ​


Kendim için de büyük gelişmelerden mutlulukla bahsedebilirim. Henüz GAPS Giriş Diyetini bilmediğim için, SKD (Spesifik Karbonhidrat Diyeti) ile başlamıştım. Önce bazı die-off semptomlarım oldu: sıcak basması, yürümenin ve konuşmanın zor olduğu kas zayıflığı gibi. Ve ne yazık ki etrafımdaki herkes için irrite edici ve çabuk öfkelenen biri olmuştum. Bir hafta sonra ise, die-off semptomlarım çok çabuk azaldı (ama, özellikle de yaşadığım bu eklem ve kas ağrıları, GAPS Diyetini yapan konuştuğum diğer kişilerden hep daha kötü geçiyor gibiydi). Tam GAPS Diyetinde iki ay geçirdikten sonra, aşırı saç dökülmem geçti (önceden, altı yıldır saçlarım dökülüyordu!). Sonra, dışkım normale döndü. Kronik yorgunluk semptomlarım yok oldu ve enerjiyle dolup taştığımı hissettim. Ayrıca, son iki yıldır soğuk algınlığı veya gribe yakalanmıyorum (GAPS Diyetinden önce çok zayıf bir bağışıklığım vardı). Diyette, sürekli başa dönmemi gerektiren çok hatalar yaptım. Bu yüzden Giriş Diyetinin ilk aşamasını beş kere yapmam gerekti. Bazı hatalarım; laktoz içeren Saccharomyces Boulardii tabletlerini kullanmak ve mebendezole içermeyen ama pyrantel embonate (etiketini okumayı unuttuğumuz için, en son aldığımızdan sonra değiştiğini fark etmediğmiz aktif içerik madde) içeren bağırsak kurdu önleyici tabletlerini kullanmaktı. Herkese verdiğim o kurt önleyici tabletler, Andrew’in dışkısını sulu yaptı. Ancak artık Dr. Natasha’nın önerdiği bikarbonat sodayı kullanıyor ve böylece dışkısı katılaşıyor. Saccharomyces tabletleri bir süre ishalimin geri dönüp devam etmesine neden oldu. Bağırsak kurdu önleyici tabletlerse; uzun sürede oluşmuş iyi bakterilerimi yok ederek, Candida’nın yeniden oluşmasına ve bu yüzden aylar süren ishale, aşırı uyku haline ve aşırı duygusal reaksiyonlarıma neden oldu. Sindirim sorunu semptomlarımın olmadığı zamanlarda, astım ataklarım da olmuyordu (bir keresinde bu ataklar aylar sürmüştü). Sindirim sorunu semptomlarım geri geldiğinde, astım ataklarım da paralel şekilde başlıyordu.


​Saman nezlem de, GAPS Diyeti öncesinden daha az şiddette geçiyor. ​Ama yakın zaman önce bana, bir bağışıklık sistemi rahatsızlığı olan Lupus teşhisi kondu. Sanırım regresyonlarımın ve aşırı die-off semptomlarımın sebebi buydu. Saç dökülmesi ve kronik yorgunluk, yaygın Lupus semptomlarıdır ve bu semptomlarım GAPS Diyetiyle çok çabuk geçti. Dr. Natasha; GAPS Diyetinin, bağışıklık sistemi sorunu olanlar için çok uygun olduğunu söylemişti, bu benim durumumda da doğru. ​Şu anda aşırı duygusal tepkilerim yok. Tepkilerimin normal olduğunu hissediyorum ve duygularımı hafifletmek için mantıksal çıkarım yapabiliyorum. Bu benim için çok büyük bir değişim ve bundan çok mutluyum. Son zamanlarda yeni insanlarla tanıştım ve sosyalleşmekte bir güçlük hissetmedim (bazı otistik özelliklerimin olduğuna inanıyordum çünkü yeni insanlarla tanışmak benim için hep güçtü). Zihinsel dikkatim de GAPS Diyeti öncesinden çok daha iyi ve bu da beni çok mutlu ediyor. ​Bir gelişme de oldukça şaşırtıcı: GAPS Diyetinden önce hiç resim çizmeyi öğrenemezdim; çok uğraşırdım ama yapamazdım ve bu yüzden vazgeçmiştim. Altı ay önce bir kalem aldım ve çizmeye başladım, gayet iyi yapabiliyordum ve de kolaydı! Diyette, yavaş bir şekilde olsa da, aşırı alkol arzularım azaldı; üstelik diyete başlamadan sadece birkaç ay önce alkolü bırakmıştım. 

​Bernard’ın da 2,5 yıl önce Tam GAPS Diyetine başladığından beri B12 vitamini eksikliği semptomları artık yok. Önleyici ilaç kullanmamasına rağmen yıllardır astım atağı da olmadı. Oysa GAPS Diyeti öncesinde çok kötü mevsimsel astımları oluyordu. Ayrıca artık GAPS Diyeti öncesinden çok daha az saman nezlesi var. Depresyonu da artık hiç GAPS Diyeti öncesi dönemdeki kadar ağır olmuyor ve GAPS Diyetine başladıktan sonra tam zamanlı işe dönebildi. Artık çok zor nezleye veya soğuk algınlığına yakalanıyor ve eğer yakalanırsa da hafif geçiriyor. Bernard’ın depresyonu, GAPS Diyetindeki son 2,5 yıllık süre boyunca değişkenlik gösterdi: Diyetindeki değişikliklerle, bağırsak sağlığıyla ve yaşadığı stresle; depresyonunun nasıl azalıp şiddetlendiğini tespit ettik. Bir keresinde Bio-Kult probiyotiğimiz bittiği için bir hafta kullanamadık. Büyük hataydı! Depresyonu hemen ağırlaştı ve aylarca da geçmedi. Bernard karbonhidrat alımını artırmayı denediğinde veya peyniri, ekmeği denediğinde ya da o gün bir parça fazla meyve yediğinde depresyonu ağırlaşıyordu. O korkunç bağırsak kurdu tabletlerinden sonra ise depresyonu ağırlaştı. ​


Bernard yakın zaman önce ilk kez GAPS Giriş Diyetini yaptı ve O ZAMANDAN BERİ DEPRESYONDA HİSSETMİYOR! Bağırsak fonksiyonlarını hepimizden daha iyi gördüğü için daha önceden Giriş Diyetini yapmayı gerekli görmemişti. ​Andrew 5 aylık olduğundan beri aynı kilodaydı. 6 aylıkken katıları ilk kez tanıttığımızda onları sevdi ama ne kadar yerse yesin kilo alamıyordu. Kalori alımını artırdım ve emzirmeye devam ettim. Paniklemedim; çünkü 5 aylıkkenden beri çeşitli enfeksiyonları oluyordu ve onlardan yeterince iyileşirse kilo alacağını düşündüm. 7 aylık olduğundaysa panikledim ve çocuk doktorundan randevu aldım. Ayrıca Dr. Natasha Campbell-McBride’dan telefonla danışmanlık almak için de rezervasyon yaptırdım. Önce çocuk doktoruyla görüştüm ve bu aslında çok talihsiz bir durum oldu. Dr. Natasha’yla görüştükten sonra şu netlik kazanmıştı: Andrew’in gelişme geriliği hastalığı bir GAPS durumuydu (o ana kadar hastalığının GAPS’la ilişkisinden yeterince emin olamamıştım). Sonraki birkaç ayda Andrew’i, önerilen GAPS Diyetine başlattım ve ısrarı üzerine çocuk doktorunu görmeye devam ettim. Andrew GAPS’a başladıktan sonra biraz kilo aldı ama bu, doktorunun korkularını azaltacak miktarda değildi. Doktor, Andrew’i hastanede tutup tipik bir diyetle onu beslemek istedi. Onu beslemediğimiz için kilo almadığını ima etti! Gelişme geriliği olan bebeklerin çoğu katıları çok sevmese de, Andrew 10 aylık olana kadar seviyordu, 10 aylıkkense onlara ilgisini kaybetti. Bunun, bağırsağının yeterince çalışmamasından kaynaklandığını ve bağırsakları düzelince iştahının geri geleceğini sezgisel olarak biliyordum. Ama 10 aylık olana kadar çok az yedi ve hiç kilo alamadı.

​Çocuk doktorunun tedavi planına uymadık ve o da bizi çocuk sağlığı birimine şikayet etti. GAPS Diyetiyle ilgili açıklamalarımızı dinlemedi ve GAPS kitabına hızlıca göz atıp onun işe yaramaz olduğunu çünkü referansların, onun onayladığı akademik dergilerden olmadığını söyledi (bana öğretilense, bir araştırmanın değerini belirleyenin dizaynı, yöntemi ve sonuçları olduğuydu; nerede yayınlandığı değil!). Doktorla ve otoritelerle yapılan bu tartışmalar ve Andrew’in durumu konusundaki endişelerim benim için o kadar üzücü bir boyuttaydı ki, bir hafta sürecek olan kalp çarpıntılarım başladı. ​Neyse ki Andrew GAPS Diyetinde hemen kilo almaya başladı ve sonunda, çiğ keçi kefirini tanıttıktan sonra katı kaka yapabilmeye başladı. O sırada 12 aylıktı. İştahı açıldı. O ana kadar kefiri tanıtmayı ertelemiştik çünkü çiğ keçi sütü yoğurdunu tolare edemiyordu. Dr. Natasha ise, yoğurt tolare edilmese bile kefiri denememizi tavsiye etti. Şansımıza bu konuda Andrew iyiydi. Çocuk doktorumuzu değiştirebildik ve Andrew 18 aylık olana dek, zorunlu doktor ziyaretlerimizi sürdürdük. Yeni çocuk doktorumuz Andrew’in büyüme hızına hayret etti ve sonunda, “hayatlarımıza daha fazla müdahalede bulunmayı bırakmak zorunda olduğunu” (kendi sözleriyle) söyledi.  Çünkü, nasıl yaptığımızı bilmese de çok iyi bir iş çıkarıyorduk. İlk çocuk doktoruyla yaşadığımız sorundan sonra, bu doktora GAPS Diyetinden bahsetme cesaretini gösteremedik. 

​​Andrew şu anda 3 yaşında ve yaşına göre çok uzun, kilolu ve bilişsel olarak da ileri. Şükürler olsun ki, ilk gittiğimiz çocuk doktorunun, Andrew’in boy ve kilo hedeflerine asla ulaşamayacak olan zihinsel olarak geri bir çocuk olduğu ve her an kalbinin durabileceği tahminleri gerçekleşmedi! ​GAPS Diyetinde iş yükünü aşırı bulduğumuz zamanlar oldu (denediğimiz ilk diyetti) çünkü; sıklıkla, tencereler dolusu çorbayı kaynatmaktan ve onlarca bulaşığı yıkamaktan boğuluyorduk. Çok daha tezgah alanı olan yeni bir mutfak yardımcı oldu: Artık kirli bulaşıklar ve yiyecek hazırlamak için yeterince yerimiz var, bu yüzden aynı anda hem pişirip hem yıkayabiliyorum. Harriet son zamanlarda, yemek pişirmenin TV izlemekten daha eğlenceli olduğuna karar verdi ve bu da bana biraz yardımcı oldu! (Koruyucu meleğim ona büyü mü yaptı acaba?) Müzik dinleyip sohbet ederek bu işleri eğlenceli hale getiriyoruz. Sonuç olarak, iş yükü öncekinden çok daha idare edilebilir oldu. Bernard ve ben, GAPS Diyeti olmasaydı bugün hangi noktada olabilirdik diye tartıştık: Duygusal dengesizliklerim geçmezdi ve bir hapishaneye düşerdim, aileme de dışarıdan tıbbi yardım gerekirdi ayrıca Andrew’in hastalıklı bağırsaklarının bir kısmı alınmak zorunda kalırdı. Nereye ulaştığımızı hatırlayıp şikayet etmeyi bırakıyoruz ve çenemizi kapatıp yemek pişirmeyi sürdürüyoruz!


Dr. Natasha Campbell McBride'ın yorumu: ​“Ne kadar dokunaklı bir hikaye! Bu aile aslında, sadece beslenmesini değiştirerek hayatını kurtardı. Klasik tıp şu tür durumlarda, gerçekten bir yardım sağlayamıyor: gelişme geriliği, ODD, DEHB, otizm, bağışıklık sistemi sorunları. Ama vücudunuz, kendini nasıl iyileştireceğini bilir ve tüm ihtiyacı olan doğru şekilde beslenmektir. Bernard’dan ilginç bir ders: Hiç ciddi sindirim problemleri olmadı, o yüzden GAPS Giriş Diyetini yapmaya ihtiyaç duymadı. Ama GAPS Giriş Diyetini yaptıktan sonra depresyonu tamamen geçti! ​Bu ailenin daha yolu olabilir ama tam sağlık için yolculuklarının en büyük bölümünü başardılar. Sonuç olarak, şimdiden mutlu ve başarılı bir aile oldular! Teşekkürler, Anne!” 

İsmini vermek istemeyen bir bayanın hikayesi

Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

​​Psikiyatrik Hastalık:Depresyon


Hayatımın neredeyse tamamını (yaklaşık 45 seneyi) geçirdiğim yerden beş yıl önce ayrıldım. Çok az kişiyi tanıdığım yeni bir yere geldim. Yetişkin oğlumu, sevdiğim evimi ve tüm arkadaşlarımı geride bıraktım. Yalnızdım ve şoktaydım. Ağır bir depresyona yakalandım ve iki kere bu yüzden hastaneye kaldırıldım. Hastaneden çıktığımda psikiyatristim bana Lexapro ve Abilify ilaçlarını reçete etti. Biraz iyileşme gösterdim ama 23 kg aldım. Diyabetten endişe ediyordum. Neyse ki harika bir GAPS practitioner (uygulayıcı) buldum ve o sağlığıma kavuşmama yardımcı oldu.


ARTIK DEPRESYONDA DEĞİLİM! HARİKA HİSSEDİYORUM VE YIILARDIR İLK KEZ KİLO VERİYORUM! Şükürler olsun ki yardım bulabildim ve umarım benim mektubum da başka birine yardımcı olabilir! Yakında, GAPS practitionerimin yardımıyla tüm anti-depresanlardan kurtulmayı umuyorum!

Dr. Natasha’nın yorumu:“Mektubun için çok teşekkürler! İnsan beyni çok aç bir organdır, her an beslenmeye ihtiyaç duyar ve en iyi besinler de hayvan ürünlerinden gelir: et, et-kemik suları, hayvan yağları, taze yumurtalar, taze balık ve fermente edilmiş yağlı süt ürünleri. Standart Batı beslenmesi beyin için iyi besinleri sağlamaz; beyin de açken iyi iş göremez. Stres dönemleri, vücuttaki besinleri tehlikeli bir hızda tüketir; bu nedenle besinden mahrum kalınıp beyin açlığa sürüklenir. Bunun üstüne bir de sindirim sisteminiz iyi çalışmıyorsa; o zaman depresyon, anksiyete veya diğer “akıl hastalıkları” sizi köşede bekliyor demektir.”  
 


Dr. Thomas Cowan’ın hikayesi
Kaynak:(Holistic Family Medicine)http://fourfoldhealing.com/depression-managed-through-diet/


Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: Kronik migrenler, depresyon, anksiyete, DEB (Dikkat Eksikliği Bozukluğu), dispraksi, adrenal yorgunluk-bitkinlik, günlük baş ağrıları, fibromiyalji, İBS (İrritabl Bağırsak Sendromu), tiroit bozukluğu, metabolizma bozukluğu


GAPS Diyeti hayatımı değiştirdi ve kurtardı, buna hiç şüphe yok! Yeni yürümeye başladığım bebekliğimden beri süren ve 42 yaşıma geldiğimde ağır bir depresyon ve sindirim sistemi hasarıyla doruğa çıkan, uzun bir liste dolusu semptomla mücadele ettim. 

Öyle ki, yediğim her şey beni hasta hissettirdiği için yemek yemeyi bırakacak noktaya geldim. GAPS hayatımı kurtardı. Diyete başladıktan 72 saat içinde, uzun yıllardır ilk kez uyku ilacı kullanmadan geceyi uyuyarak geçirebildim. 

Ve iki hafta içinde, 25 yıllık depresyonum geçti ve o günden beri de depresyon yaşamadım. Katı bir GAPS Giriş Diyeti, sindirim sistemi semptomlarımı anında yönetti ve düzeltti. Tam GAPS Diyetine geçmem 6 ayımı aldı. 

​Genel olarak tamamen iyileşmemse, tam 2+ yılımı aldı. Evet, zorlayıcıydı ancak; şu semptomlardan tamamen kurtuldum: her gün süren kronik migrenler, depresyon, anksiyete, DEB (Dikkat Eksikliği Bozukluğu), dispraksi, adrenal yorgunluk-bitkinlik, günlük baş ağrıları, fibromiyalji, İBS (İrritabl Bağırsak Sendromu), tiroit bozukluğu ve zar zor çalışan bir metabolizma. Aynı zamanda, 14 yaşımdan beri ilk kez ideal kiloma ulaşıp onu koruyabildim. 

Kolay olmadığını kabul ediyorum. Ancak buna değerdi; hayatımı geri kazandım.     

Kathleen Bush’un hikayesi
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: Sindirim problemleri, kan şekeri düzensizliği, gül hastalığı, anksiyete, depresyon, kronik sinüzit

Sağlıklı bir bebektim. 1955 yılında doğdum. Kilolu bir bebek olduğum için doktor anneme süte daha erken başlamam gerektiğini söylemiş. Ve bebek mamaları ve sütlerine yaşamımın daha ilk aylarında başlamışım. 2,5 yaşında zatürreeye yakalanmışım. Hastaneye kaldırılmışım ve antibiyotiklerle tedaviye alınmışım. 


Çocukken kronik boğaz rahatsızlıkları ve kulak enfeksiyonlarına yakalanırdım. 7 yaşındayken bademciklerim alındı. Ergenlikte, klasik Amerikan tarzı beslenmeyle birlikte anksiyete, stresle başa çıkamama ve kan şekerinde yükselme ve düşüşleri tecrübe etmeye başladım. Açıkça problemim GAPS’dı. 

Ailemle ilgili bilgi size, hayatım boyunca GAPS’lı olmamla ilgili daha net bir fikir verebilir. Annemin; bağışıklık sorunları, kan pıhtılaşması, kronik düşük tansiyon ve ağır hipotiroid gibi çeşitli sağlık sorunları vardı. Ablama 14 yaşında şizofreni teşhisi konmuştu ve hiçbir zaman iyileşemedi, şu anda 62 yaşında. Ailemde iki üç kuşaktır mevcut diğer bazı sorunlar şunlardı: depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk, Tourette sendromu, bilişsel problemler, alkolizm, uykusuzluk, sosyal fobi, bağışıklık sorunları ve stresle başa çıkamama. 

Her zaman süte hassasiyetim vardı ve yetişkin hayatım boyunca ondan hep uzak durdum. Sanırım bu benim kalsiyum yönünden vücudumun eksik kalmasına yol açtı. Ancak kalsiyum destek tabletleri almak konusunda tereddütlüydüm. Neyse ki peyniri tolare edebiliyordum. 

40’lı yaşlarımda yüzümde gül hastalığı (bir tür cilt rahatsızlığı) başladı. Doktor bana antibiyotik reçete etti ve hayatım boyunca kullanabileceğimi söyledi. Bir sene kullandıktan sonra, uzun süreli antibiyotik kullanımının sağlıklı olmayacağını düşünüp kullanmayı bıraktım. Ama cilt rahatsızlığımın devam etmesi üzerine gittiğim diğer doktorlar da hep aynı antibiyotiği önerince, düzenli birkaç yıl daha kullandım. 

O sırada bir arkadaşım, cilt rahatsızlığım için doğal bir tedavi bulabileceğimi söyledi ve başka bir arkadaşım da o sırada bana GAPS kitabını önerdi. O, kitabı okumuştu ve şizofreniyle ilgili de olduğu için ve kız kardeşimin şizofren olduğunu bildiği için benimle paylaşmak istemişti. 

Şizofreni konusunda aydınlanabileceğimi düşünerek okumaya başladım ve okudukça ailemin kökeniyle ilgili olduğunu idrak ettim. Meğer ailem kuşaklardır GAPS hastasıymış. En önemlisi de, annemin ve tüm kızlarının aynı benzer hastalıklara yakalandığını anladım: Hepimiz aynı bağırsak florasını paylaşıyorduk!

Derhal GAPS Protokolüne başladım. Hala günü hatırlıyorum: 29 Mart 2008. Hemen de sonuçlarını aldım:

         1. Kan şekeri artış ve düşüşlerim bir gecede kesildi.

         2. Hep düşük olan ama ani artış göstermeye başlayan tansiyonum tekrar düzeldi.

         3. Uzun yıllardır bacaklarımda, ayak bilklerimde ve özellikle de karnımdaki kronik şişmeler geçmeye başladı.

         4. Yüzümdeki cilt problemi geçti.

         5. Stresle başa çıkma becerim gelişmeye başladı.

        6. Orta şiddette depresyonum yatışmaya başladı.

        7. Anksiyetem geçmeye başladı.

        8. Mide ağrılarım sona erdi.

        9. Alt sol yanımdaki ağrılar da sona erdi.

       10. Kronik kabızlığım geçti.

       11. Kronik sinüs enfeksiyonlarım sona erdi.

       12. 7-8 kilo verdim.


Şu anda GAPS Diyetimin 3. yılındayım. Diyeti bozup da beyaz un ve biraz şeker yediğim anda onların bende nasıl olumsuz etkiye neden olduklarını gözlemledim ve bu yüzden onları asla yememem gerektiğini anladım. Meyve-sebze sularını artırmak, şeker/karbonhidrat bağımlılığımı yenmeme yardımcı oldu. Diyeti ne zaman bozsam ağrılarım tekrar başlıyordu. GAPS Diyetinin önemi anladım ve ona hayatım boyunca sadık kalacağım! Yaşlandıkça da sağlığıma daha çok özen gösteriyorum ve vücuduma saygı gösteriyorum.  

Üç oğlu olan kızım da oğullarıyla birlikte GAPS Diyetine başladı ve onu keyifle yapıyorlar, hatta kızım da büyük iki oğlunun GAPS Diyetiyle sağlığa kavuşmalarının hikayesini sizinle paylaşmak istiyor. Üniversite son sınıftaki diğer kızım da GAPS Diyetini hayatına geçirdi. Kızlarımın da GAPS Beslenmesiyle hayatlarını değiştirdiklerini görmek çok mutluluk verici.

GAPS Kitabını okuduğumdan beri tam bir GAPS misyoneri oldum. Şu ana kadar onu 7 kere okudum ve yukarıda saydığım iyileşmeleri görmem, kitaba olan inancımı artırdı. GAPS Diyeti hayatımda devrim etkisi yarattı! GAPS Diyetiyle ilgili ne kadar iyi şey söylesem azdır. Ve bu hayat kurtaran bilgiyi dünyayla paylaştığı için Dr. Natasha’ya ne kadar teşekkür etsem azdır! Tüm kalbimle inanıyorum ki, bu çalışma tıp alanında Nobel Ödülü almalıdır!

​Kızlarım ve ben hepimiz fırsat buldukça GAPS bilgi ve deneyimlerimizi herkesle paylaşıyoruz ve GAPS Kitabını da şimdiden çok kişiye tavsiye ettik. Dünyayla, hayat kurtaran bu bilgileri paylaştığınız için bir kez daha teşekkürler, Dr. Natasha!


Dr. Natasha Campbell McBride'ın yorumu: “Hikayeni paylaştığın için teşekkürler, Kathleen! ​Tipik bir GAPS ailesinin geçmişini görmek özellikle ilginç. Modern dünyamızda bunun gibi GAPS sağlık problemleri olan çok sayıda aile var: depresyon, şizofreni, duygusal dengesizlik, bağımlılığa yatkın kişilik, alerjiler ve bağışıklık problemi gibi rahatsızlıkları olan aileler... 

​Kathleen’in kızlarının da aileleriyle birlikte GAPS Diyetine başlamaları harika! Teşekkürler Kathleen, böylece kızlarının yetiştirdiği çocukları ve onların gelecek kuşakları da aynı hastalık problemlerine yakalanmaktan kurtulabilecekler. Sonuç olarak aileleri hayatlarında iyi bir sağlığın keyfini sürebilecekler.”


GAPS 
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi 

S.K. Smith'in Hikayesi
​Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar: Depersonalizasyon sendromu,kronik yorgunluk, depresyon​dirençsizlik, apati, zayıf bağışıklık sistemi, vejetaryenlik, anksiyete, adet sorunları


Henüz GAPS Diyetinin başlangıç aşamalarındayım ve GAPS Giriş Diyetine sekiz ay önce başladım. Uzun vadede daha da iyileşme yaşamayı uumuyorum ama şu ana kadarki sonuçlar fazlasıyla yüreklendirici. GAPS’a başlamadan önce, yataktan kalkabilmek için kendimi zorlayabilmem veya fiziksel egzersiz yapabilmem neredeyse imkansızdı! Sanki uyuşturucu kullanmışım gibi hissediyordum; kafam “sisliydi” (oldukça iyi düşünebilmeme rağmen). Duygusal durumumu tarif etmek güç ama oldukça depresiftim ve apatim vardı; hiçbir şeyi önemseyecek veya yanlış olan bir şeye karşı çıkabilecek enerjim yoktu. Oysa artık kısa mesafe koşabiliyorum, sabahları yataktan kolay kalkabiliyorum ve hem fiziksel hem de zihinsel olarak güçlü hissediyorum. Tamamen başka biriyim! GAPS konusunda çok heyecan duyuyorum ve hep onun nasıl daha fazla yayılabileceğini düşünüyorum. 


Hikayem şöyle: Yıllarca ve sürekli giderek ağırlaşan depersonalizasyon hastalığım vardı. Beyin görüntülerimde de görünüyordu; beynimin bir bölümü aktif değildi. Depersonalizasyon tecrübem şöyleydi: Kendimi sanki uyanık değil; rüyada gibi hissediyordum ve beynimin çevremi doğru algılayamadığını hissediyordum. Duyusal konuları sağlıklı yorumlayamadığım için ilişkiler de zordu. Kişiler ve mekanlar tanıdık gelmiyordu ve iyiyken onlara olan eski hislerimi hatırlayamıyordum. Sanki robotmuşum gibi duygularımla bağlantı kuramıyordum. ​Daha sonra, kronik yorgunluğa yakalandım. Her zamanki halimden farklı olarak letarji ve apati başladı. Normalde çok aktiftim; ama artık sürekli olarak yatağımdan kalkamıyordum ve kendimi bir aktiviteye zorlamak bu durumu daha da kötüleştiriyordu. Mide sorunu veya soğuk algınlığı gibi bir problem, çok uzun süre beni terk etmiyordu. ​


Bir doktor veya natürapat gözetiminde olmama rağmen kitabınızı okuduktan sonra GAPS’ı denemeye karar verdim. Kısa sürede nasıl hissedeceğimi denemek için önce Tam GAPS Diyetiyle başladım. Üç gün içinde o kadar farklı hissetmeye başladım ki, GAPS’ın benim için doğru yaklaşım olduğu konusuna güvenim artmıştı. GAPS Diyetinden önce, “sisli zihin” hislerimi ve her küçük görev için bile beynimin düzgün bir şekilde odaklanabilmesinin güçlüğünü artık kabul etmeye başlamıştım. Aslında beynimin hiç odaklanabilme güçlüğü yoktu – net bir şekilde yazıp konuşabiliyordum – ancak başkalarına normal görünsem de çevrem bulanıktı ve kavramakta güçlük çekiyordum; bu yüzden tepki vermek de güç geliyordu. Hiçbir yerde bu hisle ilgili bir açıklama okumadım ve hayatımı çok zorlaştıran bir güçteydi. GAPS’daki her günümde bu hissin giderek azaldığını hissediyordum ve işimde daha etkin olabiliyordum. ​Vejetaryen beslendiğim için GAPS Giriş Diyetine geçiş yapmak zordu. O yüzden GAPS’da izin verilmeyen yiyecekleri yavaşça beslenmemden çıkarmaya ve zamanla kendimi çok yağ ve çok sayıda sebze ve fermente gıda ile beslemeye karar verdim.


Altı aydan sonra da; süt ürünlerini, meyveyi, fasulye ve baklagilleri keserek Giriş Diyetini yapabilecek duruma geldim. Bu hazırlık döneminde bile fiziksel olarak güçlenmiştim. Sabah 10-11’e kadar yatakta kalmak yerine, sabahları 7’de uyanıp gün boyunca da tekrar uyuma ihtiyacında olmuyordum. Daha canlı ve diğer insanlarla kendimi daha uyumlu hissediyodum ki bu, bir Depersonalizasyon hastası için başarıdır. Ayrıca, iştahımın da değiştiğini fark ettim. Artık tatlı şeylere açlık duymuyor ama bol et ve balık yemek istiyordum. ​Ancak, Giriş Diyetini yapmamın önemli olduğunu hissettim; çünkü hala ev işleri veya en basit egzersizleri bile yapamıyordum ve Giriş Diyetinin Depersonalizasyon hastalığımın geçmesinde de etkili olacağını düşündüm. Başlangıçta Giriş Diyetini çok zor buldum. Duygusal gelgitlere yol açıyor ve beni hasta ediyor gibi geldi. Midemi bulandırdığı için çok yağ yiyemiyordum ve çok açlık çekiyordum. Biraz denediğim kadarıyla et yemek çok iğrendirici geldiği için, et-kemik sularını denemek de zordu. Bir yudum hindistan cevizi kefiri denemem, iki gün süren baş ağrısına sebep oldu.


​Bunlara rağmen, ertesi üç ayda bazı değişiklikler gözlemledim: - düzenli şekilde kilo veriyordum (fazla kilom vardı); - önceleri yedikten sonra ağrım olurdu, artık yedikten sonra midemde hoş bir duygu oluşuyordu; - tat tomurcuklarımda uyanma oldu ve böylece yiyecekler çocukluğumdaki gibi tat veriyordu;- kokuya artan hassasiyetim başladı ve bu, bazı kimyasal kokuları çok tiksindirici bulmama neden oldu; - hep ağrıyan baş parmağımdaki ağrı durdu; - hep düzensiz ve ağrılı olan adet kanamalarım düzene girdi ve ağrısı kesildi; - anksiyetem oldukça azaldı ve modum çok daha optimist-olumlu oldu; - merdiven çıkmak bile oldukça yorucu gelecek derecede fiziksel güçsüzlük hissediyordum; - tekrar diğer insanlarla uyumlu olabiliyordum ve Depersonalizasyon öncesi hayatımı hatırlayabildim; - yiyecekleri artık çok seviyordum ve bu duyguya minnettar kaldım; yıllarca onlardan nasıl mahrum kaldığıma hayret ediyordum.​GAPS Giriş Diyeti bir krizdi önceleri; çünkü bu yeni alışveriş, yemek yapma ve yeme tarzını öğrenmem zor oldu. Tüm bu açlık ve zayıflık duygularının hepsinin üstesinden gelmeye karar verdim; çünkü iyileşmeyi çok istiyordum. Tam GAPS Diyetindeki bazı berbat hislerimin detoks olmamdan kaynaklandığını anladım. Hoşnut duygular olmamalarına rağmen, vücudumdan toksinlerin çıkmasına memnun oldum çünkü artık daha sağlıklı olabilecektim.​Hayatımın bu aşamasında beklenmedik bir bölüm de oldu.


Önceleri süpermarketlerden alışveriş yapardım. Artık her haftasonu yerel çiftçilerin pazarlarını ziyaret ediyordum ve yerel Türk süpermarketlerinden, balıkçılardan ve kasaplardan alışveriş ediyordum. Böyle bir alışveriş şekli çok farklıydı; çünkü hem hizmet veren kişilerle hem de yiyecekle daha bir bağlantıda hissetmeye başlamıştım. Çiftliklerden veya Türkiye’deki çiftliklerden hatta kendi çiftliklerinden et getiren insanlar bana hizmet ediyorlardı. Beni tanıyorlardı ve bana çok yakın davranıyorlardı ve bir topluluğun parçası olduğumu hissetmeye başlamıştım. Onlara kişisel olarak bir şey ifade etmeyebilirdim ama onlara para ve takdirlerimi sunarak onların çevresine katkıda bulunuyordum. Beni iyileştiren yiyecekleri sattıkları için bana ne kadar katkıda bulundukları konusunda somut bir duygu hissetmeye başladım. Birbirimize olan bu bağımlılığımız özel bir atmosfer doğurmuştu. Mutfağım da daha bir yuvaya ait gibi olmuştu. Birden her yer, fermente etmek için kullandığım kavanozlarla dolmuştu ve buzdolabım da her zaman hoş görünen sebzelerle doluydu. Et-kemik sularının kokuları evi sarmıştı. ​Sonunda dönüm noktası geldi. Çok daha enerjim olduğunu ve her hafta da giderek arttığını gördüm. Zihin yapımda da birden farklılık hissettim. Daha önceleri pasif ve boyun eğen biriyken; sinirli ve sabırsız olmaya başlamıştım. Nasıl hissettiğime önem verecek güce gelmiştim. Bağışıklık sistemim de uyanmıştı. Ancak her şeye alerjimin başlaması ve adet kanamalarımın durması negatif semptomlardı. Hem iyileşme, hem de negatifliklerin aynı anda olması kafamı karıştırmıştı, hem de aşırı açlık çekiyordum. Açlığa karşı daha çok yiyecek ekledim. 


O günden beri, kronik yorgunluğumun tüm fiziksel yönlerinde düzenli bir gelişme oldu ve tekrar egzersize başlayabildim. İyileşmeme yardımcı olması için başka şeyler denemeye başladım ve karaciğer-kolon temizliği ile periodontal hastalık tedavimin büyük faydalarını gördüm. Ayrıca “Earting sheet” (topraklama çarşaf) aldım ve o da bana çok daha iyi uyku verdi ve genel durumu iyileştirdi. ​Bu ay, GAPS Giriş Diyetine tekrar geri döndüm ve bu sefer die-off’ (yavaş ölüm) veya detoks semptomlarım da olmadı. Aslında, diyete daha önceki başlamamdan daha da iyi hissettim. Bu sefer yiyecekleri daha yavaş tanıtmaya niyetliyim. İlginç olan, bu seferki Giriş Diyetimin daha ikinci gününde adet kanamam başladı – beş aydır ilk kez -. ​Şu ana kadar: Her bir problemim çözülmedi ama koşabiliyorum, dans edebiliyorum, dekorasyon yapabiliyorum, uzun yürüyüşlere çıkabiliyorum ve ağır yükleri taşıyabiliyorum, hem de yorulmadan. Bu; yerel markete ziyaretin maraton koşusu gibi geldiği ve egzersizi hayal bile edemediğim o zamanlarımdan oldukça farklı.


Ancak GAPS yolculuğum, sadece hastalıktan sağlığa giden bir yolculuk olmadı; ölümden hayata yaptığım bir yolculukmuş gibi hissettim. Bir yıl önce bu zamanlarda nasıl hissettiğimi düşünemiyorum bile. Artık hissettiğim; tamamen canlı olduğum bambaşka bir dünya ve ondan heyecan duyuyorum. Ayrıca, sevmek ve sevgiyi başkalarıyla paylaşabimek konusunda kendimi çok daha muktedir hissediyorum. Bu, vücut fonksiyonlarımın düzelmesinden çok daha çok daha önemli ve buna tüm kalbimle minnettarım. Bu; insanların bilse, dünyalara değer bilecekleri bir SIR gibi sanki! 


Dr. Natasha Campbell McBride'ın yorumu: ​“Bu hikaye, herkesin deneyiminin nasıl eşsiz ve kişisel olduğunu gösteriyor. S.K. Smith, bu kısa sekiz aylık  dönemde çeşitli iniş çıkışlar yaşamak zorunda kaldı. Bundan dolayı motivasyonunu kaybetmeden azimle GAPS Programına devam etmesi ve Giriş Diyetine tekrar başlaması, onun başarısı. Her defasında semptomları azaldı ve daha fazla fayda gördü. S.K. Smith’den öğreneceğimiz diğer bir ders de, vücudunun sesine kulak vermesi ve diyetinde yiyecekleri yavaş tanıtması. Kendine iyi davranmak ve vücudunun başa çıkabileceği bir hızda diyetini yapmak çok önemli ve tüm farkı yapan da o. Hikayen için çok teşekkürler!”