Benim adım Gabriela. 34 yaşındayım. İngilizce yabancı dilim ama hikayemi anlatmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım. 

Küçük bir çocuk olduğumdan beri halüsinasyonlarım vardı. Bazen neyin gerçek neyin hayal gücüm olduğunu bilmek zordu. Bir çocuk olarak kötü egzemam ve açık hava alerjilerim vardı. Sürekli grip, nezle ve hastalık yüzünden okula gidemediğimi hatırlıyorum. Anksiyete problemlerim, kurdeşenim ve panik ataklarım vardı. 1. ve  3.sınıfa kadar okuldan kaçardım. Diğer çocuklardan korkardım. Sınıfa uyamazdım. Arkadaş edinmem zordu. Bu dünyada ne yaptığımı merak ederdim? Arkadaş edinmek isterdim ama, çocuklar beni garip bulurdu, çünkü ne demek istediklerini tam olarak ve hemen anlayamazdım, benden ne istediklerini bilemezdim. 

Adet kanamalarım başladığında, kanamalarım çok fazla oluyordu ve çok krampım oluyordu. Migrenler, mide bozuklukları ve çok fazla karın ağrım vardı. 15 yaşımdan itibaren doğum kontrol haplarını verdiler; buna rağmen hala ayda 5-9 kez kanamam oluyordu. Bana hormonal iğneler yaptılar. 

16-17 yaş civarında depresyon yaşadım. Her an çok üzgündüm, bu dünyada çok fazla acı vardı! Annemle babam seven ve önemseyen insanlardı ve bu üzgünlüğümün nereden geldiğini tanımlayamıyordum. İlişkileri çok ciddiye alıyordum. Erkek arkadaşım olduğunda, onun sonsuza kadar süreceğini düşünürdüm. Ayrılma zamanı geldiğinde, buna izin veremezdim. Bazen kendimi sakinleştirmeye çalışırdım, ama ağlardım, ağlardım ve ağlardım. Bir keresinde üzüntümü bir kağıda yazmıştım ve babam onu yatağımda buldu. Çok üzüldü, neden mutsuz olduğumu anlayamadı ve kendini suçladı. 

Kafamda sürekli sesler duyuyordum. Bazen sesler bana kötü şeyler yapmamı söylüyordu. Onlara aldırmamak için savaşıyordum. 17 yaşındayken, ciddi bir şekilde zayıflamıştım, 38 kg’a düşmüştüm ve kilo kaybediyordum ve çok üzgündüm ve depresyondaydım. Bazen, bilincimi kaybederdim. Sürekli eklem ağrılarından ve maya enfenksiyonlarından acı çekiyordum. Ayrıca kansızdım. Çok fazla baş ağrım oluyordu. 

20 yaş civarında birkaç kez hayatıma son vermeyi istedim. İyi bir iş bulamadım, her zaman amacı ve anlamı olan bir şey yapmak için arayıştaydım. 2001 yılında erkek arkadaşımla ABD’ye yerleştim. Orada her şey daha da kötü oldu. Kendi hayatımın kontrolünün bende olmadığını hissediyordum, sanki hayatımı kontrol eden bir şey vardı, sanki birisi etrafıma gizemli bir sis koymuştu ve oradan göremiyordum. Eklem ağrılarım çok daha kötüleşti, alerjiler ve migrenler de. Zihinsel semptomlarım çok daha kötüleşti ama bununla ilgili biriyle konuşmaya korkuyordum.

2006
’da hamile kaldım. Hamileliğimin başından sonuna kadar hep kusuyordum. 16 Mart 2007’de oğlum Matthew’i, uzun ve zorlu doğum ağrılarıyla doğurdum. Sağlıklı görünüyordu, kilosu ve boyu normaldi. Ama güzel olduğunu düşündüğüm her şey bir kabusa dönüştü. Doğum sonrası depresyonuna yakalandım ve Matthew durmadan ağlıyordu. Yardım almadan nasıl başa çıkabileceğimizi bilemedim. İlk aşılarından sonra Matthew’in bedeninin her yerinde korkunç bir egzema gelişti. Uzun süre ve çok fazla ağlıyordu. Emzirmeme rağmen kabız oldu. 18 aylıkken çok öksürmeye başladı ve ona astım teşhisi kondu. Ayrıca, diğer çocukların yapmaya başladıklarını yapmadığını fark ettim: hayal gücü oyunları, daha fazla konuşma gibi. Matt sürekli ağlıyordu ve her şeye öfkeleniyordu. 

Tekrar hamile kaldım. Bu sırada Matthew yiyeceklerini sadece nişasta ve süt ürünleriyle kısıtlamıştı. Geceleri sürekli olarak 5-6 saat ağlardı. Onu bir saat kadar sallardım, 20 dakika kadar uyurdu ve sonra tekrar ağlamaya başlardı. Astımı daha da kötüleşmişti, doktor bize pneumacord ve nebulizatör (steroid) vermişti. Bunlar onu daha da kötüleştirdi. Tam bir kabus yaşıyorduk! Benim daha da fazla kaygılarım vardı ve kimsenin bir cevabı yoktu. Matthew hastalanmaya devam etti. 3 yaşında çok kabız oldu, her üç-dört-beş günde bir tuvalete çıkıyordu. Çok seçici bir yiyici olmuştu. 

3 yaşındayken önerilen aşılarından ve bir grip aşısından sonra evimizde bir haşare ilaçlaması yapıldı (bir böcek probleminden dolayı) ve oğlumuza başka bir şey olmaya başladı. Çok uzaklaştı, yüzü soluklaştı ve konuşması kesilmeye başladı. Kafası karışmış davranıyordu. Ona ne söylediğimizi anlayamıyordu. Küçük daireler çizerek koşuyordu, gülme krizlerine giriyordu. Onu kaybediyorduk. Kabızlığı daha da kötüleşti; altı sekiz günde bir kaka yapıyordu, altı acıyordu ve kaka yaparken kanaması oluyordu. C vitamini, magnezyum, kuru erik denedik; hiçbiri işe yaramadı. Benim kendi problemlerim de vardı ve bu duruma yardımcı olmuyordu. Modum, öfkeden melankoliye gidip gelen bir haldeydi. 

Matt dokuz gün kaka yapmayınca kırılma noktam gelmişti! NJ’de doğal yiyecek dükkanı olan bir bayanı aradım. Birkaç saat konuştuktan sonra bana, Bağırsak ve Psikloloji Sendromu kitabınızı verdi, Dr. Natasha! Ve kitabı harfi harfiye uymamı söyledi. 

Bu bizim dönüm noktamızdı. Kitabınızın ilk birkaç sayfasını okudum ve ağladım, ağladım ve ağladım. Benim ve Matthew’in yediklerimizi yazmaya başladım. Glüteni çıkarmaya başladım. Önce tahılları çıkardık ve oğlum geceleri uyumaya başladı. VAY CANINA, bu çok büyük bir şeydi! Sonra Matthew’in bütün steroidlerini bıraktık. Sonra süt proteinini çıkardık: VAY CANINA, ağlamayı kesti, ve daha az kafa karışıklığı oldu! Her şeyi kitabınıza göre yapmaya başladım. Başlarda endişelendim çünkü çok kötü bir aşçı olduğum için aç kalacağımızı düşündüm. 

Kızım Anna 2009 Haziran’da doğdu. Onu emzirdim ama henüz 4 aylıkken çok feci kabız oldu. Yedi aylıkken olduğu bilinen aşılarından sonra, zor hareket edebiliyordu, sohbeti kesti ve etrafına bakmayı kesti. Sekiz aylıkken onu GAPS Diyetine soktum. O noktadan sonra, çocuklarım için daha fazla aşıya izin vermemeye karar verdim. Onlara zaten yeterince zarar verdiklerini hissetmiştim! 

Matt’in 3. doğum gününden beri GAPS Programındayız. Herkes, özellikle de kocam çılgın olduğumu düşünüyordu. Ama glütensiz üçüncü haftamdan sonra, sesler duymam ve öfkem kesildi. Egzemam ve eklem ağrılarım azaldı ve baş ağrılarım kesildi. Artık kafa karışıklığım yok: here yere arabayla gidebiliyor ve eve doğru yönümü bulabiliyorum. Her zaman olduğundan daha öz güvenliyim. Aşırı hassas ağlamalarım sona erdi; ağır rüyalar ve kabuslar da! Keşke bu bilgiyi daha önce bulsaydım, özellikle de çocuklarım için! 

2009 yılında kızım Anna’yı doğurduğumda, ikinci gün doktorlar beni aşıladılar. Sadece geldiler ve hiçbir açıklama yapmadan bana iğne vurdular. Ondan sonra çok hastalandım ve bana Crohn hastalığı, anafilaktik alerji ve romatizma teşhisi kondu. Doktorlar, bende ne sorun olduğuyla ilgili hiçbir fikre sahip değildiler. Bugün ise GAPS Diyeti, meyve-sebze suları, işlenmemiş yiyecekler, probiyotikler, fermente yiyecekler ve besin destekleri sayesinde çok iyiyim. Norman W. Walker’ın kitapları da çok yardımcı oldu. 

Matthew için çok masraf yapıp DAN’ı denedik (iki çocuğumuz için de karşılayamadık). Ama şu anda daha iyi bir şeye sahibiz: sizin kitabınıza, Dr. Natasha! Şuna inanıyorum ki, GAPS Protokolüyle herkese yardımcı olabilirsiniz, sadece parası olanlara değil. Ev yemekleri zaman alıcı aslında ama çok sağlıklı ve buna değer, özellikle de eğer küçük çocuklarınız varsa. 

Bu mektubu yazarak, duyulma şansım var. Herkese sesleniyorum: GAPS işe yarıyor! GAPS hayatımı kurtardı, sağlığımı geri kazanmama yardım etti ve böylece artık hayatımın kontrolü bende ve sevdiklerime bakabiliyorum! Özellikle de sevdiklerimin otizm gibi ciddi problemleri varsa. 

Bugün oğlum 4,5 yaşında. Oldukça sosyal, çocukları seviyor, gülümsüyor ve mutlu bir çocuk. Üç-dört kelimelilk cümleler kuruyor. Ona aynı anda iki dil öğretiyoruz, bu çok fazla, ama oraya ulaşıyor. “ Anne, sırada ne var?” diye soruyor. Yakında ABA (UDA-Uygulamalı Davranış Analizi) Programına başlama vakti geldi ve biliyorum ki çok iyi olacak; gerçekten öğrenmeye hazır ve öğrenmeye ilgi duyuyor. Önce şüphelerim vardı ama çok memnunum ki bu yolda kaldım. 

Anna 2 yaşında konuşmaya başladı, kasları gelişti ve artık çok iyi yürüyebiliyor ve uzak durmuyor. 18 aylıkken sağır gibiydi ama şu anda çok iyi cevap veriyor; sadece konuşması biraz gecikmeli. Ama artık otizm kriterlerine uymuyor!


​Önümüzde çok iş var ama oraya varacağız! Geçen yıl, PA’daki Weston A. Price Foundation Konferansına katıldım. Dr. Natasha’nın sunumunu görme fırsatını kaçıramazdım! Eşime sordum: Ya konferansa giderim, ya da İngiltere’ye telefon açmaya devam ederim! Konferans daha uygun fiyatlı bir seçenekti! Kitabınızın imzalı değiştirilmiş yeni baskısını sizin elinizden aldım. Sizinle tanışmak çok memnun ediciydi, Dr. Natasha! 

Aileme olanlardan ötürü, şimdi beslenme üzerine bir eğitim almayı düşünüyorum. Herkes şunun farkına varmalı ki: İŞLENMİŞ GIDALAR YEMEK DOĞRU DEĞİLDİR ve MUTFAĞA GİDİP YEMEK YAPMA ZAMANIDIR! Biz sadece ne yediğimiz değil, en çok ne sindirebildiğimiziz! 

Beni mazur görün; yazmada çok iyi değilim. Ama içten bir şekilde umarım ki, mektubum diğer insanları, anne-babaları pes etmemeye ikna edebilir! Ben yapabildiysem, onlar da yapabilir! Benim gibi mücadele edenlere her desteği sağlamaktan mutlu olurum! Şu e-posta adresinden bana ulaşabilirler: konteska0nine@gmail.com. Sizin çalışmanıza ne kadar inandığımın ve güvendiğimin bir göstergesi bu Dr.Natasha! İçten bir şekilde umut ediyorum ki, mümkün olduğu kadar çok hayat kurtarabilirsiniz, çünkü bir başkasının yüzündeki bir gülümsemeden daha güzel bir şey yoktur!

Dr. Natasha Campbell McBride'ın yorumu:
“Ne kadar alçak gönüllü bir hikaye! Teşekkürler, Gabriela. Bu hikaye tekrar, umutsuz durumlar olmadığını gösteriyor. Herkes, ne kadar hasta olursa olsun, sağlığını geri kazanıp hayatını geri alabilir! 
Gabriela, hazır olduğunda seni GAPS practitioner (uygulayıcı) olarak eğitmekten çok memnun olurum. Senin gibi kişiler, en iyi practititonerler  oluyorlar; çünkü sen programı yaşadın, kıymetli bir deneyimin var ki bu dünyada hiçbir şeyle değiştirilemez! Ve senin büyük de bir kalbin var! Teşekkürler!”

İki otistik çocuğunu ve kendini iyileştiren Gabriela Mikova’nın hikayesi

Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012

Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar:Otizm, depresyon, alerjiler, egzema, astım, zayıf
bağışıklık sistemi, sindirim bozuklukları, şizofreni, migrenler, yanlış beslenme

GAPS 
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi 

Kızındaki iyileşmeyi anlatan J.F.’nin Hikayesi
Kaynak: GAPS Stories, Medinform Publishing, İngiltere 2012


Yaşanan Psikiyatrik ve Fizyolojik Hastalıklar:Şizofreni, hiperaktivite, yemek seçme, şeker bağımlılığı, uyku problemleri, alerjiler, aşırı antibiyotik kullanımı, baş ağrıları, zayıf bağışıklık sistemi, maya enfeksiyonu, PMS (adet öncesi sendromu).

Kızımın akıl hastalığı iyileşiyor! Bunu haykırarak söylemek istiyorum! Kendimi düzeltmeliyim; okuyucuların şimdi göreceği gibi, olası bir akıl hastalığından iyileşiyor. 

Kızım Alex’in küçük yaşlarında çok az semptomu vardı; özellikle hiperaktivite (mısır şurubunu kestiğinde iyileşme kaydetti) ve kötü beslenme ve uyku alışkanlıkları. İlk okul yıllarında, her fırsatta şekerleme yemek isterdi. Onunla market alışverişi yapmaktan kaçınmayı öğrendim ve şekerleme sadece tatillerle sınırlandırıldı. 10 yaşında et yemeyi bıraktı. 11 yaşında zatürreeye yakalandı. Tedavisi zordu ve bu birçok solunum yolu hastalığını başlattı; bazısı mantıklıydı, bazısının da şimdi, kümes tavuklarına karıştırılmış mısır tozuna olan alerjik reaksiyondan olduğuna inanıyorum. 

12 ve 14 yaşları arasında davranış semptomları kontrol dışıydı ve her yıl kötüleşti. Bir kısır döngünün içindeydik: Sıklıkla alt solunum yolu ile ilgili semptomları olurdu ve hasta hissederdi. Daha iyi olana kadar okula gitmeyi reddederdi, sıklıkla bir haftadan fazla okulu aksatırdı. Devlet okulu yönetimi, beş gün veya daha fazla okula gelmeyen öğrencilerden doktor notu isterdi, bu da her zaman önleyici antibiyotiklerin reçete edilmesiyle sonuçlanırdı. Alex’e antibiyotik verildiği her seferinde çok endişelenirdim ama okula dönmek zorunda kalırdı ve her zaman bronşit veya zatürree geliştirme endişesi vardı. 

Bir ekim günü, Halloween’e yakın bir gün bir kriz yaşadık. 14 yaşındaydı ve lisede ilk senesine henüz başlamıştı. Yine başka bir alt solunum ile ilgili bir hastalığı oldu ve antibiyotikle tedavi edildi. Her okul günü aynı başlardı: Güneş ışığı girmesin diye siyah bir battaniye pencelerini kapardı. Onu uyandırmak için odasına sabah 6’da girerdim. Uyuyor numarası yapardı veya kavga eder, bağırır, bana tekme atmayı veya bir şeyler fırlatmayı denerdi. Kardeşleri Halloween şekerlemelerinin kaybolduğundan şikayet ettiler ve ben şekerlemeleri Alex’in dolabına saklanmış buldum. Bir haftalık okulu aksatması iki, üç, sonra altı oldu. Uyanıkken, beni evin etrafında takip eder ve köpek yavrusu veya diğer takıntılarını ona niye izin vermediğim konusunda sürekli üstelerdi. Karşılık davranışı sözel olarak agresifti ve bazen fiziksele dönerdi. Küçük erkek kardeşini ayrı odada tutmak zorunda kalırdık, çünkü ona davranışları hoş görülür gibi değildi. 

Okul idaresiyle, yasalara bulaşmadan, kızımı okulda tutmaları konusunda tartıştım. Kızımın mahremiyetini korumak için durumumuzu açıkça söylemedim. Belki de bu yanlış oldu. Alex sabah 3’e kadar uyuyamazdı ve öğleden sonra ortalarına kadar uyanmazdı. Saçı karmaşık ve kirliydi, odası korkunç kokuyordu. Ben eğer evde değilsem, uyanıksa, şeker için deli olmasını tatmin etmek için tatlılar pişirirdi. O üç yıllık dönem boyunca oluşan semptomları şunlardı:

·      Hem fiziksel hem de sözel olarak ve genellikle küçük erkek kardeşine yönelik aşırı öfke, zorbalık ve agresiflik;

·      Çok karşılık vericilik ve tartışmacılık;

·      Paranoidlik ve başlayan halüsinasyonlar;

·      Kafasını bir yana çekme ve duvarda belirli bir noktaya dokunma gibi tekrar eden davranışlar;

·      Sıkça tükürme;

·      Aşırı adet ağrıları;

·      Işığa, gürültüye, kokulara ve ısıya karşı hassasiyet;

·      İşbirliği yapmayı, odasından çıkmayı veya okula gitmeyi reddetme;

·      Arada sırada görülen açıklanamayan vajinal mantar enfeksiyonları;

·      Aşırı yorgunluk ve hiçbir şeye katılmak istememe;

·      Sıklıkla baş dönmesi şikayetleri, midesinde gaz ağrıları ve kusma;

·      Baş ağrısı şikayetleri, acıyan boğaz ve alt solunum yolları semptomları;

·      Sıklıkla ağzının etrafında kırmızı bir leke oluşması;

·      Uykusuzluk ve bozuk uyku düzeni;

·      Sisli zihin, kafa karışıklığı ve odaklanma güçlüğü: özellikle matematik ve dil derslerinin problem olması;

·      Bir şeylere takıntı yapmak ve bunun günlerce sürmesi;

·      Şeker yedikten sonra kötüleşen semptomlar; bir doz probiyotik veya tamamen sebze içeren bir yemekten sonra düzelme. 


Pediatristine semptomlarının tam bir listesini verdim. Ayrıca, yeme düzenine göre Alex’in davranışlarını gösteren iki haftalık bir yeme-mod günlüğünü de yanında ekledim. Doktoru belirli bir düzen görmediğini söyledi. Alex’in yiyecekler için deli olmasından ve sıkça rastlanılan kırmızılıklarından bir alerji olduğunu hissettim. Doktor bana 100 farklı çevresel ve yiyecek alerjeninin bir listesini verdi. İstediğim her bir bireysel testi seçebilecektim. Onlar pahalıydılar. Ne seçeceğimi bilmiyordum ve o sırada sağlık güvencemiz de yoktu. 

Mikrobiyoloji alanında lisansım olduğundan bahsetmiş miydim? Antibiyotiklerin tekrarlı kullanımının, bağırsaktaki mikrofloranın dengesini bozup Candida oluşturma riskini biliyordum. Bunu Alex’in pediatristine bir olasılık olabileceğini söyledim ancak bu olamayacağından göz ardı edildi; çünkü maya enfeksiyonları sık değildi ve oral pamukçuğu yoktu. Tam bir psikiyatrik değerlendirme önerildi. O noktada Alex’i bir online liseye transfer ettik ve ben de olağanüstü GAPS Diyetiyle tanıştırıldım. 

Bu noktada, okuyucuya daha fazla özgeçmiş bilgisi vermek için kendimi durdurmalıyım. Kız kardeşime 20’li yaşlarının başında, Şizofreni affektif bozukluk teşhisi kondu. Onun da sindirim sorunlarıyla birlikte benzer yeme ve davranış bozukluğu vardı. Öfkesi ve agresifliği genellikle bana yönelikti. Akıl hastanelerine girip çıkardı; saatlerce caddelerde yürür ve ağaçlarla konuşurdu. Bazen ilaçlarını almayı keserdi ve intihara eğilimli olurdu. Kızımı o korkunç hayattan alıkoymak için HER ŞEYİ denemeye hazırdım! Bugün kız kardeşime ve annemle babama bakıyorum ve onların krizde bir aile olduğunu ve derhal GAPS Diyetine ihtiyaçları olduğunu görüyorum; ama dinlemiyorlar. Babamın uzun yıllardır mod geçişleri, zayıf odağı, yüksek kan basıncı ve ülseratif koliti var; koliti için de ameliyata ihtiyaç duyuyor olabilir. Annemin multipl sklerozu, az ölçüde kronik maya enfeksiyonları var ve yakın zamanda ona diyabet teşhisi kondu. Kız kardeşimin akıl hastalığı, şu anda aldığı ilaçlarla bir derece kontrol altında. Ama ilaçların talihsiz bir yan etkisi; aşırı kilo alma ve şu anda asit reflüsü ve irritabl bağırsak sendromu var. 

Bağırsak disbiyozunun çok kuşaklı bu aile tarihçesinden sonra okuyucu, benim sağlığımın nasıl olduğunu merak edebilir. Bir çocukken, çok sisli bir zihnim vardı ve duygusaldım. Gençlik yıllarımda, minör düzeyde tekrar eden davranışlarım, sıkça da migren şikayetlerim ve karnımda rahatsızlıklarım olurdu. Kızımın genç yaşlardaki hiperaktivitesi ve şeker bağımlılığı, beni beslenmeyi araştırmaya ve çoğunlukla sağlıklı ve organik bir beslenme için çabalamaya sevk etti. Bugün iyi hissediyorum. Hiçbir zaman acı ve tatlı yiyecekleri sevmedim ve vücudum için yanlış olan yiyeceklerden içgüdüsel olarak hep kaçındım. 

GAPS kitabını okuduğumda, Alex’in semptomları ve ailemin sağlık tarihçesi kitaba uyuyordu. 14 yaşında bir genci, bu diyeti yapmaya ikna etmek oldukça zordu ama bana kalırsa seçenekli de değildi. Eğer reddederse, onu eve kapatmaya ve GAPS’da izin verilmeyen hiçbir şeyi yedirmemeye kendimi hazırlamıştım. Neyse ki, bir denemeye razı oldu. İki hafta içinde pozitif değişiklikler gördüm. Eğer hile yaparsa; gaz ağrıları, maya enfeksiyonları ve davranış değişiklikleri deneyimliyordu. Bu geri bildirim onu yolda tuttu. 

GAPS Diyetine bağlılık kolay değildi; ona öncelik verilmeliydi. İlk başlarda Alex’in kronik yorgunluğu vardı ve et yemeyi reddettiğinden sürekli açtı. Günümün çoğunu yemek yaparak, temizlik yaparak ve ona bakarak geçiriyordum. Bal ve meyveyi çok erken tanıttım,  bunun karşılığını daha fazla sağlık ve davranış problemleriyle ödedik. Bazen tam anlamıyla tükendiğim zamanlar oluyordu ama şunu itiraf etmeliyim ki, diyeti bırakmak çok çekici geliyordu ama ilaçların cevap olmadığını da biliyordum. 

Alex bir senedir GAPS Diyetinde ve tamamen farklı bir çocuk oldu. O mutlu, ilgili ve uzlaşmacı. Ve şunu da söylemeliyim ki, en tatlı anları, onunla erkek kardeşinin gerçek bir iletişim kurdukları ve bir proje üzerinde beraber çalıştıkları zamanlar. Bugün onun tek semptomları; düzensiz uyku düzeni ve küçük bir tekrar eden davranış. Yakın zamanda onun 16. doğum gününü, balla tatlandırılmış ev yapımı dondurmayla kutladık. Çok çalıştı ve ben onunla gurur duyuyorum. 

Bir hikaye daha eklememe izin verin. Birkaç gün önce parkta, bir şey üzerinde çalışırken, iki fazla kilolu genç kız yanımızdaki masaya oturdular. Birisi, en favori öğle yemeği olan Doritos ve Sprite’ı yediğini söyledi. Aynı gün akşam evimizde, menüde mercimek çorbası vardı. Kızlarım gönüllü olarak sebzeleri doğruyorlardı, ben ve eşim bulaşıkları yıkıyorduk ve oğlumuz yeni köpek yavrusunu eğlendiriyordu. Ben durup bu harika manzaraya bakakaldım. Bu mükemmel çalışmanızı paylaştığınız için teşekkürler, Dr. Natasha; o kızımızı bize geri verdi!
J.F. 
New Hampshire, USA

Dr. Natasha Campbell McBride'ın yorumu:
“Bu mükemmel hikaye için teşekkürler! Bunu söylemek üzücü ama bu hikaye çok tipik: Modern dünyamızda sayısız sayıda çocuk ve genç, şeker bağımlılığı ve akıl hastalıklarından acı çekmekte. Akıl hastalıkları, en düşüğünden, sisli zihin ve konsantrasyon bozukluğu (ve bu yüzden okulda başarısızlık) olabilir veya mod geçişleri, agresif ve mantıksız hareketler, obsesyonlar, depresyon, psikoz ve intihara kadar gidebilir. 
J.F. tamamen haklı: İlaç tedavisi cevap değil! Problemin kökteki nedeniyle uğraşmamız lazım: çocuğun bağırsak florası ve beslenme! Eminim artık Alex’in; sağlıklı, normal ve başarılı bir hayat yaşama umudu var!”