GAPS 
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi 

Sağlıklı bir bebektim hem de oldukça sağlıklı, iştahlı, mutlu... Ergenken yaptığım sayısız yanlış zayıflama diyetleriyle başladı her şey ne olduysa... Gelişme çağımın doruk noktasında benim menüm günde bir elma, bir kivi gibi çılgın menülerden oluşuyordu.. Aileme de söylemiyor, gizliden gizliye okul yemeklerini de yemiyor, diyet bisküvilerle öğle yemeklerimi geçiştiriyordum.. Bir haftada 5 kilo verebiliyor; ancak ardından çılgın yemelerimle birden hepsini birkaç günde geri alıyordum... Ablamın bebeklikten bozuktu bağırsak florası, oysa benim daha sağlıklıydı; ancak hassasiyetim varmış ki; bu yanlış zayıflama diyetleriyle floramı ergenlikte bozmuşum.. Duygusal dengesizliklerim, hiperaktivitem, çabuk yorulmam, kansızlığım, soluk benzim gibi belirtilerim vardı ergenlikte... 17 yaşımda ilk ağır psikolojik belirtimi yaşadım; ancak o zaman anlamamıştım psikolojik bir hastalık olduğunu; çevrem de ben de, üniversite sınavının stresinden böyle değişmiş olduğum düşüncesindeydik.. Karakterim değişmişti, sanki başka biriydim.. Dışa dönük, sosyal, aktif ben; birden içe dönük ve hayattan zevk almayan birine dönüşmüştüm.. Sonradan yıllar sonra anladım ki; yaşadığım ağır bir psikoz ve ağır bir psikiyatrik hastalıkmış: Panik atak, paranoya ki bir tür şizofrenik hastalıktır bu, ağır depresyonmuş yaşadıklarım gencecik yaşta... O halde derslerimi halledebildim; tabii ki normalden fazla bir çabayla.. Konsantrasyonum bozulurdu ve bir cümleyi onlarca kez okurdum, özel derslerimi bıraktım çünkü konsantre olamıyordum, arkadaşlarıma kin beslemeye başlamıştım, sanki arkamdan konuşuyor bana dolaplar çeviriyorlardı, yediklerimin tadını alamıyordum, hiçbir heyecanım zevkim mutluluğum yoktu; tek hissettiğim acı, stres, panik, mutsuzluk, hissizlikti; duygusuzdum... Buna rağmen, çok çalışmamla ve zekamın yardımıyla, üniversite sınavında üstün başarı gösterdim ve Boğaziçi Ekonomiyi kazandım, ikinci tercihimdi. Sınav sırasında olağanüstü rahat olmam için ablamın taktiklerini dikkate almam ve stressiz olmam işimi kolaylaştırmıştı; beynim nefes alabilmişti adeta.. Sınavın bitmesi, sonradan üniversiteye başlamam, yeni bir şehir, yeni bir hayat derken; hastalığım geçici olarak ortadan kalkmıştı sanki ta ki yeni okul sınav stresleri buna eklenene kadar.. Boğaziçinde bir ara derslere gitmeyi bırakmıştım, evde uyuyordum, bolca ailemin parasın harcıyordum ve aileme hiçbir şeyden bahsetmiyordum. Annem bu gerçeği fark ettiğinde atlayıp İstanbul’a geldi ve beraber kalmaya başladık; moral etkisini geç gösterdi ve derslerimi dinleyebilip çalışabilme noktasına ulaşıp mezun olabildim; tabii ki 4 senelik bölümü 6,5 yılda tamamlayarak... Üniversiteden sonra 1 yıl paranoid depresif ruh halim sürdü ve ağır dozda ilaç desteğiyle paranoyamı biraz hafifletebildim, ancak depresyonum hala yerindeydi. İlk ilaç kullanmaya ve doktora gitmeyeyse, üniversitenin başlarında başlamıştım ancak devam etmemiştim ve sonuçsuz kalmıştı. Hastalığım, biraz insan içine çıkabilmeme ve insanlarla biraz konuşabilme seviyesine ulaştığında çalışma hayatına atıldım. Ağır depresyonlu olduğumu belli etmemek için çok çabalardım. İşten eve ulaşır ulaşmaz kendimi yatağa atardım, annemin masajları; sabah uyanıp işe gidebilmem için çabaları sayesinde ve işimin stresli ve zor olmaması sayesinde; çalışma hayatında yer alabilme, ofiste hastalığım nüksetmeden başarılı olabilme kaslarımı güçlendirdim.. Bunun arkasını yeni işler getirdi... Ancak vejetaryan olma deneyimi sonunda psikotik ataklarım başladı ve vejetaryenliği kesmeme rağmen bu ataklar kesilmedi; oysa işte başarılı olabilmiştim artık, elbette ki zor olmaması ve iş yerindeki insanların problemsiz olması ve işin stresli olmaması sayesinde.. Psikotik ataklarım bana zor zamanlar yaşattı ancak kimseye belli etmiyordum ve renk vermiyordum; çünkü ara ara oluyordu ve ertesi günü geçiyordu... İnsan iletişimini tekrar güçlendirebilmem, zekamın tekrar kendini göstermesi ve çalışma disiplinini kazanabilmem sayesinde; MBA yapmaya karar verdim ve Doğuş Üniversitesinde MBA’mi tamamladım. Yüksek ortalamam ve GMAT, TOEFL gibi doktora sınavlarından çok yüksek puanlar almam sayesinde, ABD’de iyi bir okuldan Pazarlama doktorasına burslu kabul kazandım. ABD Maceramı uzun uzadıya anlatmayacağım; tek bahsedeceğim; ABD’deki hazır gıdalarla beslenmemin ve orada da sonradan vejetaryen beslenmeye geçmemin beni nasıl hastalığımda doruk noktaya getirdiği olacak. Tüm doktora derslerimi başarabilmeme ve doktoranın, makale yazmanın, araştırmanın tüm ruhunu da idrak edebilmeme rağmen; doktora sınavlarını verip tezimi yazma aşamasında, hastalığım psikotik-şizofrenik en ağır boyuta ulaşmıştı... Annemin ABD’ye yanıma desteğe gelmesi bile geçici bir yarar sağlayabildi... 2 yıl sonunda apar topar Türkiye’ye döndüm ve birkaç yıl evden yaptığım ufak tefek çeviri işleri dışında ne bir işte çalışabildim ve ne de sosyal hayata karışabildim... Psikotik ataklarım, paranoya krizlerim, şizofrenik boyut; bir hezeyan sonrası geçirdiğim birkaç intihar girişimimle doruk noktasına ulaştı.. Ardından hastanede elektro şok ve yoğun ilaç tedavisine alındım... Ancak sonradan tekrar psikotik ataklarım devam etti; doktorların hiçbir ilacı etki etmiyordu... Annem bir alternatif tıp doktorumuzun önerisiyle beslenme tedavilerini incelemeye koyuldu.. Önce glütensiz diyeti denedim, sonra benzeri birkaç diyet; ancak fayda etmedi... Biz; bağırsak gerçeğini öğrenmiştik; ancak kesin ve kalıcı iyileşmeyi sağlayabilecek bir diyeti keşfetmemiz zaman aldı.. Annemin internetten ‘beyin alerjisi ve bağırsak’ anahtar kelimeleriyle bir arama yapması sonucu hayatımız değişti :) GAPS Tedavisini keşfetmiştik... Ardından hem GAPS Diyetine başladık ailecek, ve de bir yandan GAPS Kitabını Türkçe’ye kazandırdık ki ben de çeviri kontrolleri, dizgi düzeltmeleri ve yurt dışı yazışmalar, web-sitelerinin hazırlanması, iyileşenlerin hikayelerinin çevrilmesi başta olmak üzere kitabın yayınlanmasının ve pazarlanmasının çoğu aşamasında yer aldım; bunlar da iyileşmeye olan inancımı iyice güçlendirdi çünkü hem kitabın özünün, hem bu bağırsak gerçeğinin iyice bilincine varmıştım. Giriş Diyetini 1 yıl yaptım ve ilk üç ay sonunda, uzun yıllardır süren psikotik ataklarım kesildi, evet hem de tamamen! Hiçbir ilacın kesemediği ataklarım... Uykularım düzene girdi, düşünce bozukluklarım ortadan kalktı... Zamanla sosyal becerilerimi de tekrar güçlendirdim... 2015 yılında, ailemden ayrı eve çıkmam ve diyeti bırakıp eski kötü beslenme alışkanlıklarıma geri dönmem; beni yine elektro şoklara ve hastanede ilaç tedavilerine geri döndürdü; oysa ben daha kötü oldum hastanelerde; çünkü kantinlerden yediğim abur cubur yiyecekler ki çok fazla yiyordum; bağırsak floramı iyice bozmuştu... Hastane tedavileri(!)nden sonra hem çok kilo aldım, hem de hastalığım daha da kötüleşti, ilaçlar da etki etmenin ötesinde, çok daha kötü yapıyordu beni... GAPS Tedavisini bırakmamam gerektiğini; en azından 2 yılı tamamlamadan ve bağırsak floramı iyice tedavi etmeden, GAPS Diyetinden çıkmamam gerektiğini iyice anlamıştım artık.. Acilen tekrar GAPS Giriş Diyeti; ve SCIO adlı bir tedavinin de etkisiyle, bir ayda toparlandım; tekrar başlayan psikotik ataklarım da kesildi ardından... İyileşmemin ödülü bu sefer büyük oldu; çünkü hastalığımdan dolayı hiçbir duygusal ilişkiyi başarılı sürdüremeyen ve hep hatalı ilişkiler yaşayan ben; nişanlandım, ve ardından evlendim 2016’nın ilk ayında... Artık evliyim, ve hayatımda yepyeni bir dönemdeyim; soyadım da değişti sorumluluklarım da arttı... Yeni bir Sağlık-Dış Ticaret firması daha kurduk ve Genel Müdürü de ben oldum... Artık işim de büyük, aşkım da büyük; kalbim hala büyük, umutlarım hayallerim de; hiçbir güç onları öldüremedi :) Hayata sımsıkı tutunuyorum; karakterimin renkleri de geri geldi, eskisi gibi deli de değilim, sadece hala çılgınım biraz, nefes alabiliyorum, hayattan zevk alıp heyecan duyabilyorum, GAPS yemeklerini de seviyorum ve yediğim bir peynirden, bir kase yoğurttan, bir parça etten bile zevk alabiliyorum; bitki çayının yanında kahvemin çayımın yanında yediğim birkaç doğal meyve kurusu da sanki dünyanın en güzel pastasını yiyormuşum gibi zevk veriyor bana.. GAPS Diyetinde olmama rağmen, yaklaşık 8 aylık diyete ara vermem ve kötü yeme alışkanlıklarımı o sürede yeniden edinmemden dolayı bu yeni dönemde elbette iyileşsem de, arada pürüzlerim oluyor; örneğin regl dönemlerimde biraz sarsıntı yaşıyorum, diyette et-kemik suyumu ve probiyotik gıdamın yeterli almasam ertesi günü biraz geriliyorum; ancak eşim beni çok destekliyor diyeti doğru yapmam konusunda; örneğin geçenlerde ona yaptığım pilavdan bir parça alayım dedim, ona bile müsaade etmedi; çünkü bilyor neler olacağını diyetimi bozarsam, ancak bozma lüksüm yok çünkü artık kendi ailem ve çok sorumluluk isteyen bir işim var ve gerçekleştirmem gereken hayallerim... GAPS Tedavisi hayatımı bana geri verdi; 17 yaşında ara verdiğim hayatımı; arada kaybettiğim yaklaşık bir 20 yılım var; bu önümdeki 20 yıla çok şey sığdırırsam, o 20 yılın da acısını çıkarabilirim.. Evren, Doğa, Tanrı benimle olsun ve sevdiklerim ve GAPS Diyetim; o zaman hayat var ya; senin hakkını öyle bir vereceğim ki, hayallerimin bile ötesine geçeceğim... Ben ve benim gibi GAPS Tedavisi sayesinde hayata geri dönen nice insan; bağırsak kaynaklı hastalığı olup da hiçbir zaman iyileşemeyeceğini düşünen milyonlarca insana umut ışığıyız; şizofren, otizm, demans gibi beyinsel ağır hastalıkların yanında; MS, Felç, Diyabet,... gibi oto-immün veya fizyolojik hastalık yaşayanlara da... Sorumluluğum artık daha büyük; çünkü benim gibi yıllarını kaybetsin istemiyorum nice çocuk, genç, insan... herkesin yaşamaya hakkı var; dedikleri gibi yaşamak sadece nefes almak değil; karakterinin renklerini yaşayabilmek, hayal kurabilmek ve onları gerçekleştirebilmek, yaşam için heyecan duymak demek, her an’ın hakkını vermek demek yaşam.... Her GAPS Tedavisi ile iyileşenin sorumluluğu var; başka bir GAPS’lıyı da uyandırmak konusunda... Bu tedaviyi bulan Dr. Natasha’ya da, GAPS Tedavisini uygulamamda bana destek olan aileme de sonsuz teşekkürler ve kendi irademe de...

  Sevgilerimle,

  Feride Pınar (Zeybek) Bekolo

​  www.fpinar.com