"Otistik bir çocuğun anne-babası olmayı kimse seçmiyor. Ama modern dünyamızda giderek daha çok ebeveynin başına gelen bu. Bütün dünyayı saran bir otizm salgını var. Bir nebze olsun rahatlatıcı olabilecekse söylemek isterim ki kesinlikle yalnız değilsiniz!

Otizm eskiden nadir bir hastalıktı. Bu yüzden çoğu doktor meslek hayatı içinde bir otizm vakasıyla karşılaşmadı ve çoğu kişi hastalığın adını bile duymadı. Yaklaşık 20 yıl önce Batı ülkelerinde görülen otizm vakalarının oranı, ortalama 10 binde bir çocuktu. İngiltere Sağlık Bakanlığı’na göre bugün 150 çocuktan birine otizm teşhisi koyuluyor. ABD Hastalık Kontrol Merkezleri’nin (CDC) verilerine göre ortalama 150 ABD’li çocuktan birinde otistik spektrum bozukluğu teşhis ediliyor ve bu rakam günden güne artıyor. Kanada Otizm Vakfı da benzer rakamları veriyor. European Journal of Child and Adolescent Psychiatry’de (Avrupa Çocuk ve Yetişkin Psikolojisi Dergisi) (2001, cilt 9) yayınlanan Finlandiya’da yapılmış bir araştırma, ülkede 483 çocuktan birine otizm teşhisi koyulduğunu kaydediyor. İsveç’de bu oran 141’de bir çocuk.

Peki, neler oluyor? Neden yaygın tıbbın tedavisiz saydığı bu korkunç hastalığın pençesine düşen çocuk sayısında bu kadar yüksek bir artış var?

Bu salgının sebepleri genetik mi? Gerçek şu ki, bilmiyoruz! Ancak şunu biliyoruz ki, genetik hastalıklar bu kadar ani artış göstermez. Kalıtım bu şekilde işlemiyor. Yeni otizm teşhislerindeki bu artış genetikle açıklanamaz. Tersine, kalıtımın otizmin gelişmesinde önemli bir rolü olmayabileceğine dair güçlü bir kanıt sunar.

Salgının sebebi daha iyi teşhis imkanları mı? Bazı güvenilir İngiliz tıp uzmanlarının anlatmaya çalıştığı bu. Öyleyse 15 yıl önce İngiltere’de doktorlar 150 çocukta birini yakalayamayacak kadar yetersizler miydi? Eğer durum buysa, o çocuklar bugün neredeler? Hastalık yaşla birlikte iyileşmediğine göre bugün otistik gençler olmaları gerekirdi. Bugün İngiltere’deki otistik genç sayısının 150’de bir olmadığı ortada. Bu yüzden bu tez de kimseyi ikna etmiyor. Ortada dönen başka bir şey var. Kolay açıklanamayan ve bir hapla düzeltilemeyen bir şey.

Çoğu otistik çocuk ebeveyni, doktorun “otizm” dediği ve arkasını “yapabileceğimiz bir şey yok” diyerek tamamladığı o sarsıcı anı çok net hatırlar. Kendim de bir doktor olarak söylemek zorundayım; doktorunuz yanılıyor, yapılabilecek çok şey var! Hatta daha ileri giderek, kendinizi ne kadar adayacağınıza ve şartlarınıza bağlı olarak, çocuğunuzun normale mümkün olduğunca yakın bir şekilde büyüme şansının yüksek olduğunu söyleyeceğim! Dünyada yüzlerce otistik çocuk, iyi tedavi edildiği ve eğitildiği sürece, normal yaşıtlarından ayırt edilemeyecek bir gelişim gösteriyor. Tedavi ne kadar erken başlarsa, sonuçları o kadar iyi oluyor. Çünkü çocuk ne kadar küçükse, düzeltilmesi gereken hasar ve normal yaşıtlarıyla aralarındaki kapatmaları gereken açık da o kadar az oluyor. Neyse ki tıp profesyonelleri, her ne kadar tedavi söz konusu olduğunda ellerinden fazla bir şey gelmese de, bugün otizmin teşhisinde çok daha başarılılar. Çoğu çocukta otizm üç yaş dolaylarında teşhis ediliyor. 15-20 yıl önce durum böyle değildi. Erken teşhis ebeveynlere erken harekete geçme şansı tanırken, çocuğun iyileşme şansını da artırıyor.

Batı dünyasında sağlığımızın sorumluluğunu sağlık profesyonellerine havale etme eğilimi var. Hastaysanız doktora gidersiniz. Otizm söz konusu olduğundaysa, yaygın tıbbın teşhis dışında çocuk için yapabileceği neredeyse hiçbir şey yok. Ebeveynler için otizm denilen canavarla tek başına yüzleşmek zorunda kalmak büyük bir şok. Tanıştığım ebeveynlerin çoğu akıllı ve genellikle iyi eğitimli insanlar. Yaptıkları ilk şey, konuyla ilgili mümkün olduğunca çok bilgi edinmek oluyor. Bugün otizm konusunda, güvenli bilimsel araştırmalar da dahil olmak üzere bir dünya bilgi var. Son 15 yılda tıbbın diğer alanlarında yapılan araştırma sayısına bakılınca, otizm konusunda kaydedilenden daha az yol alındığını görüyoruz. Bana kalırsa sebep, otizm araştırmalarının büyük oranda dünyadaki en yüksek motivasyonlu kişiler, yani otistik çocukların ebeveynleri tarafından yapılıyor olması. Bu ebeveynler arasında doktorlar, biyokimyacılar ve sadece çocukları için bir çözüm bulmaya çalışan akıllı insanlar var. Tüm dünyada bilgi paylaşımı ve destek vermeye hazır bir ebeveyn organizasyonları ağı bulunuyor. Aynı durumda bir başka anneye veya babaya yardımcı olmak ve onu rahatlatmak için telefonda saatlerini geçiren ebeveynler biliyorum. Otizmin tedavisi kolay değil. Yıllar süren kesintisiz bir çaba ve kendini adamayı gerektiriyor. Ama iyileşmiş bir çocuğun annesi olarak size şunu söyleyebilirim ki bu, dünyada ödülü en büyük deneyimlerden biri! Bu kitapta sizlerle, otistik çocuklar için uygun olduğuna şiddetle inandığım tedavi yöntemlerini paylaşmak istiyorum.

Beslenme, Batı’daki tıp okullarının müfredatında yer almıyor. Sonuç olarak doktorlar, hastalığın tedavisinde beslenmenin önemi hakkında çok az bilgiye sahipler. Oysa doğru beslenme, bütün kronik hastalıklarda başarılı tedavinin temel taşıdır. Otizm ve diğer öğrenme bozuklukları da buna istisna değildir. Bu alanda netleştirilmesi gereken çok sayıda popüler yanlış yorum bulunuyor.

Otizm, çaresi olmayan bir hastalık olarak bilinirdi. Bugün sahip olduğumuz bilgiler sayesinde, artık çaresiz olmaktan çok uzak. Ve her gün öğrenmeye devam ediyoruz. Bugün teşhis edilen çocuklar, 15 yıl öncekilere göre daha şanslılar (eğer şanslı kelimesini kullanabilirsek) çünkü ebeveynler, çocuklarına bir an önce yardım etmeye başlamak için çok daha fazla bilgiye sahipler. 15 yıl önce bugün bildiklerimizin yarısını bilmiyorduk. Teşhisi yeni koyulmuş çocukların ebeveynlerinin artık umutsuzluğa düşmek için vakti yok; öğrenmeleri gereken çok şey var! Ben bunun çok olumlu olduğunu düşünüyorum. Çocuğunuzun sizi çıkaracağı bu öğrenme yolculuğu hayatınızı sonsuza kadar değiştirecek. Kim bilir; bu yolculuk pek çok kişiye sunduğu gibi size de yeni ufuklar ve fırsatlar sunabilir.

Öyleyse, öğrenmeye devam!"

Uzm. Dr. Natasha Campbell-McBride, MD
'GAPS Bağırsak ve Psikoloji Sendromu için Doğal Tedavi Yöntemi' kitabından alıntıdır.

Yazardan Otistik Çocukların Ebeveynlerine Açık Mektup

GAPS 
​Bağırsak ve Psikoloji Sendromu
İçin Doğal Tedavi Yöntemi